Çocuklara sınır koyma konusunda şunu yapmalısınız, bunu yapmalısınız gibi bir yaklaşım çok da sağlıklı olmayacaktır. Zira sınır konusu kişiden kişiye farklılık gösterebileceği gibi her ailenin dinamikleri de birbirinden farklıdır. Bu yüzden önce sınır koymayı içine alan çocuk yetiştirme konusundan başlamakta fayda var.
Halk arasında birçok kişi tarafından bilinen bir söz var, Mevlana’nın sözü; “Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin, karşındakinin anladığı kadardır.”
Bu sözü düşününce bir kişinin zihnindeki düşüncenin ondan çıkışı ile başka bir kişiye girişinin her zaman aynı şekilde olmadığını daha iyi anlayabiliyoruz. Anlatılan şeyin etkisini sadece anlatıcı değil, alıcı kişi de belirliyor. Tabi bu durum sadece anlatma veya anlama kapasitesiyle de ilişkili değil. Alıcı kişinin konuya verdiği önem, düşünce tarzı, o an ki fiziksel ve ruhsal hali de bu konu da oldukça belirleyici faktörler. Anlatılan aynı konu bazı insanlar için oldukça etkili olabilirken başka insanlar için önemsiz ve anlamsız olabiliyor, bu da o konuyu anlamak için sarf edilen çabayı düşürüyor.
Bazı sorunlar vardır, çözümü için önce nedenini iyice anlayabilmek gerekir. Bazı durumlarda ise fark etmek, algılayabilmek bile çözüm konusunda kişiyi oldukça ileri götürür. Bazen ise fark ettiğini iyice anladıktan sonra bir şeyleri yapmamak veya bir şeyler yapmak gerekmektedir. Yani eyleme dökmek.
Hepimiz hayatta birçok olumsuz olayla karşılaşmışızdır. Üzüntüye değer biçemesek de, bu olayların bazıları bizi çok üzmüş ve etkilemişken, bazılarının etkisini daha hafif hissetmişizdir. Bu olumsuz yaşam olaylarının herkes için etkisi aynı düzeyde olmaz. Örneğin sevgilisinden ayrılan veya çok yakınını kaybeden her birey aynı tepkileri vermediği gibi aynı hisleri de paylaşmayabilir. Ya da sınavı veya işi başarısızlıkla sonuçlanan kişilerin hepsi yoğun üzüntü duymayabilir. Bu durumda kişinin özellikleri ve düşünce yapısı oldukça etkilidir.
Pozitif Psikoterapi, insan doğasının iki temel kapasitesinden birinin bilme diğerinin ise sevme olduğu görüşünü savunur.
Doğuştan hatta anne karnında sevme süreci oluşur. Her birey sevgiyi bir şekilde bilir. Ama herkesin bildiği sevgi aynı mıdır? Herkes aynı şeyleri sevmez, herkes aynı şekilde de sevmez. Her insanın sevgiyi verme şekli farklı olduğu kadar alma şekli de muhakkak farklı olmuştur.
Bir çocuk için oyunun ne demek olduğunu bu vakada biraz daha iyi anlamıştım. Çocuk terapilerinde oyunun etkisi, bu alanda eğitim görmüş herkesin en iyi bildiği şeylerden biridir. Ben de hem lisans eğitimi esnasında, hem yüksek lisansta, hem de oyun terapisi eğitiminde oyunu çocuk sorunlarında nasıl kullanacağımı öğrenmiştim. Oyun terapi seansları esnasında ve sonrasında da oyunun mucizevi etkileriyle sık sık karşılaştım. Bu çalışmalar esnasında çocuğun ne hislerini, iç dünyasını tam anlamıyla anlamaya çalışsam da, bu karşılaştığım vakaya kadar oyunun düşündüğümden de önemli olduğunu anlayamamıştım.